Sebahat Tuncel Eskişehir’de

Hakların Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, seçimlerde yüzde 10’luk barajı aşacaklarını belirterek, "Biz Türkiye halklarının HDP’yi barajın üzerinde görmek istediğini ve parlemantoda olması gerektiğini...

Sebahat Tuncel Eskişehir’de
Hakların Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, seçimlerde yüzde 10’luk barajı aşacaklarını belirterek, "Biz Türkiye halklarının HDP’yi barajın üzerinde görmek istediğini ve parlemantoda olması gerektiğini önemsediğini görüyoruz. Ben barajı aşacağımızı düşünüyorum. Ama yinede risk tabii. İlk defa parti olarak seçime giriyoruz. Dolayısıyla bu riski en aza indirgemek istiyoruz" dedi.
Anadolu Üniversitesi’nde düzenlenen ‘Yeni Yaşam ve Barış Günleri’ konulu panele konuşmacı olarak katılmak üzere Eskişehir’e gelen Tuncel, panel öncesi basın mensuplarının sorularını cevapladı. Barış süreci için devlet tarafından adım atılmadığını iddia eden Tuncel, “Bu yıl özellikle, 28 Şubat’ta Dolmabahçe’de kurulan müzakere masası çok önemli ve anlamlıydı. 10 madde çerçevesinde AK Parti hükümeti, daha doğrusu devlet adım atarsa, Kürt hareketleri ve KCK’de Türkiye’ye karşı silahlı savaşı bırakmak üzere kongre toplanması gündeme gelmişti. Bu aslında Türkiye’de barışseverlerin, Türkiye halklarını umutlandırmıştı. Ne yazık ki yine, sayın Cumhurbaşkanı, bu masanın kurulmaması gerektiğini üzerinde bir söz söyledi. AK Partililer yani. O masalarda olan kişiler dahil, masayı sahiplenmeyi değil de, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözünü sahiplendi. Bu ciddi anlamda bir umutsuzluğa neden oldu. Bu mesele Türkiye’de gerçekten barışın inşası, silahların devre dışına çıkması ise, yapılması gereken çözüm kesinlikle barışta ısrar etmektir. Bu 10 madde çerçevesinde yeni bir hukuk, yeni bir düzeni kurmak için adım atmaktı. AK Parti, bunu yapmak yerine gerçekten süreci zora sokan, halkları yok sayan ve sonra ’Kürt sorunu yoktur’ diye tahrik eden bir söyleme gitti. Dolayısıyla Cumhurbaşkanının Batman, Diyarbakır, Siirt’i ziyaretinde halk aslında sayın Cumhurbaşkanına gereken cevabı verdi. Çok ilgi göstermeyerek, bu yaklaşımın doğru olmadığını gösterdi. 2005 yılında Diyarbakır’da sayın ‘Cumhurbaşkanı ‘Kürt sorunu vardır, benim de sorunumdur’ dediği yaklaşım aslında geçerliliğini koruyan bir yaklaşım ama, 10 yıl sonra bundan vazgeçti. Bu ciddi bir tepkiye neden olmuştur. Biz umuyoruz ki, bundan vazgeçecekler, çünkü barış hepimizin ihtiyacı, sadece Kürtlerin ihtiyacı değil, Türkiye halklarının da ihtiyacıdır. Kalıcı barışın sağlanması hususunda da tarafların adım atması gerekiyor. Kürt hareketinin, Kürt tarafının bu konuda hazır olduğunu deklere ettiğini biliyoruz. Ama AK Parti’nin henüz bu konuda ciddi bir deklarasyonu yok. Seçimlerden sonra, bu konuda ciddi bir irade ortaya çıkacaktır. Bu konuda HDP olarak bizim yaklaşımımız nettir. Biz kalıcı barışın sağlanmasını, Türkiye’de ki bütün halkların inançlarının özgürlüğe kavuşması hususunda bugüne kadar nasıl mücadele ettiysek, bundan soranda edeceğiz. Eşitlik yoksa, adalet de yoktur, özgürlük yoksa, barış da yoktur. Dolayısıyla özgürlük ve eşitlik temelinde tüm halkların özgür olacağını, bu konuda da yasal ve anayasal güvenceye kavuşmasını, Türkiye’de savaşın tamamen son bulmasını, çatışmanın son bulmasını beraberinde getireceğini düşünüyoruz” dedi.
“YÜZDE 10 BARAJINI YIKMAK HDP’NİN GÖREVİDİR”
Parti olarak seçimlere hazırlandıklarını dile getiren Tuncer, sözlerinin bir bölümünde şu şekilde devam etti:
“Takvim başlamadan önce aslında, Halkların Demokratik Kongresi kurulduğundan bugüne kadar 81 ilde örgütsel çalışmalarımızı yaptık. Sonuçlarını alacağız, seçimlere çok az bir zaman kaldı. Partimizin ortaya çıkarttığı yeni yaşam şiarı aslında çok geniş kesimlerden Arap, Ermeni, Azeri, Alevi, Sünni tüm halklardan çok kabul görmüş durumda. Bunun sokaktaki yansımalarını görüyoruz. Umarım bunlar sandığa yansıyacak. 12 Eylül ürünü olan yüzde 10 barajı yıkmak HDP’nin görevidir. Bu seçim sadece siyasi parti açısından değil, Türkiye siyasetindeki baraj demokrasisini yıkmak, Türkiye üzerinden engel olan barajı yıkmak açısından çok önemli bir kazanım olacak. Kenan Evren’in kendisi öldü ama, bıraktığı uygulamalardan birisi olan seçim barajıyla da hesaplaşmak gerekiyor. Bu noktada halkımızın göstereceği HDP’ye desteği barajın aşılması ve Türkiye’de ki siyasetin önünün açılması açısından çok önemlidir.”
“HDP BARIŞIN TEMİNATIDIR”
Tuncer, Kalıcı barışın sağlanmasını gerektiğini belirterek, “Çözüm süreci tüm Türkiye’ye ilgilendiren bir konu. Bu başlatılan diyalog ve müzakere süreci 2012’den itibaren gelişen süreçte de, Türkiye’nin yüzde 80’inini artık bu sürecin kalıcı barış konusunda ortak bir fikre vardığını görüyoruz” dedi.
HDP’nin kalıcı barışın teminatı olan bir parti olduğunu sözlerine ekleyen Tuncer, konuyla ilgili şöyle konuştu:
“ AK Parti’nin bu süreç içerisinde çözüm sürecini zora sokacak özellikle seçim sürecinin önünde durduran, politikalarda büyük bir tepki aldı. Aslında Cumhurbaşkan’ı Anayasal suç işleyerek müdahale ettiği, özellikle bir siyasi partinin başkanı gibi görüştüğü, konuştuğu bir dönemde ki ‘Kürt sorunu yoktur’ sözü, geniş kesimlerden sadece Kürtlerden değil, Türkiye’deki geniş bir kesimden tepkiyle karşılandı. Bunun altında yatan şey de, artık insanlar savaş olsun, çatışma olsun istemiyor. Barış istiyor, halkların kardeşliğini istiyor. HDP bunun teminatıdır. Çünkü, Türkiye’de gerçekten tek Türkiye partisi olan, Türkiye’nin doğusuyla batısını, kuzeyi ile güneyini birleştiren ve Anadolu ile Trakya’da etkinliğini gösteren tek parti aslında HDP’dir. Dolayısıyla HDP, çözüm ve barışın garantisi tabiî ki bir partinin yapacağı şey değil ama, çözümü sağlanması barışın inşası konusunda aktif görev alacak ve beyannamesinde ifade eden bir parti. Dolayısıyla seçimler boyunca durdurulan bu süreç AK Parti tarafından özellikle sadece durulmak değil, tehlikeye sokacak uygulamalara rağmen, barışın, halkların kardeşliğinin çözümü tarafı olan HDP, sandıkta da güçlü çıkması bu çizginin barış çizgisinin güçlü çıkması anlamına gelecek. O açıdan HDP, parlemantoya güçlü bir şekilde girerse, anayasanın değişmesi, 12 Eylül’ün ortaya çıkarttığı yasaların bütün kurumların değişmesi ve barışın inşası konusunda çok daha güçlenerek gelmiş olacak. Tabi ki bir seçimde her şey değişmez. Ama HDP bunun mücadelesini verecek. İki dönemde ortaya koyduğumu performans ne demek istediğimizi gösteriyor.”
“BARAJ SORUNUMUZ YOK”
Seçimde baraj sorunu yaşamayacaklarını iddia eden Sebahat Tuncel, “Anketleri sizler de takip ediyorsunuz. Bir kısmı tam sınırda gösteriyor, bir kısmı ise barajı aştığımızı gösteriyor. Ama biz şöyle bakıyoruz, sadece barajı aşmak değil, engelli demokrasiyi aşmak, Türkiye’deki demokratik siyaseti aşmak hepimizin görevi ve sorumluluğudur. O açıdan ben kamuoyuna çağrıda bulunmak istiyorum. Bizim baraj altında kalmamız, AK Parti’nin başkanlık sistemi adı altında tek adam siyasetini Türkiye’de hakim kılması anlamına gelecek. Bunu tek engelleyecek HDP’dir. HDP, hem çözüm sürecinin gelişmesi açısından hem de halkların kardeşliği açısından hem de demokrasinin ilerlemesi açısında olması gereken bir durum. Biz Türkiye halklarının HDP’yi barajın üzerinde görmek istediğini ve parlemantoda olması gerektiğini önemsediğini görüyoruz. Anketlerin dışında sokaklarda insanların söylediği şey bu. Ben barajı aşacağımızı düşünüyorum. Ama yinede risk tabii. İlk defa parti olarak seçime giriyoruz. Dolayısıyla bu riski en aza indirgemek istiyoruz. Türkiye’de şöyle bir sorun var, sadece bizim seçim barajını aşmamız değil, sandık iradesinin de bu konuda çok ciddi güvensizlik var. Oyların çalınacağı, sandıklarda usulsüzlük yapılacağı konusunda çok ciddi insanlarda güvensizlik var. O açıdan da yani bu sürecin sağlıklı geçmesi, demokratik geçmesi de bence önemli. Ama şunu söyleye bilirim bizim baraj sorunumuz yok. 7 Haziran’da göreceksiniz ki, Türkiye başka bir Türkiye olacak ve 8 Haziran’da kazanan HDP olacaktır. HDP olarak bu konuda kendimize ve halkımıza güveniyoruz” diye konuştu.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.